Kamulaştırma Şartları Nelerdir? Bilimin Işığında, Herkesin Anlayacağı Dille Bir gün sabah uyanıp da evinizin önünde “Kamulaştırma alanıdır” tabelası görseniz ne hissederdiniz? Büyük ihtimalle şaşırır, hatta biraz da endişelenirsiniz. Ama aslında bu tabelanın arkasında oldukça sistemli, bilimsel temellere dayanan ve hukuki açıdan titizlikle düzenlenmiş bir süreç vardır. “Kamulaştırma” kulağa sert gelse de, arkasında toplum yararı, planlama bilimi ve anayasal ilkeler yatar. Gelin birlikte bu karmaşık gibi görünen konuyu sadeleştirip herkesin anlayabileceği şekilde inceleyelim. — Kamulaştırma Nedir? Bilimsel ve Hukuki Tanım Kamulaştırma, devletin veya kamu tüzel kişiliklerinin, kamu yararı amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları bedelini ödeyerek zorunlu olarak satın alması işlemidir.…
6 YorumEtiket: bir
Kelimelerin Zarından Sızan Hayat: Hücre Zarı Üzerine Edebi Bir Düşünce Bir edebiyatçının gözünde her kelime bir hücredir; her hücre, yaşamın anlamını taşır. Kelimeler, dünyayı inşa eden en küçük ama en güçlü yapı taşlarıdır. Bir cümlenin anlamı, tıpkı bir hücrenin varlığı gibi, zarın iki tarafı arasında kurulan hassas bir dengede doğar. Hücre zarı da tıpkı metinler gibi seçicidir; her şeyi içeri almaz, bazılarını reddeder, bazılarını dönüştürür. Bu yüzden şu soruyu sorabiliriz: Hücre zarı tam geçirgen mi? Belki de bu sorunun cevabı yalnızca biyolojide değil, edebiyatın dokusunda gizlidir. Bir Edebiyatçının Gözünden Sınırlar ve Geçirgenlik Edebiyat, sınırları aşmanın sanatıdır. Her hikâye bir zar…
10 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Güğüm Hangi Dil? Bir eğitimci olarak her dersin başında kendime şu soruyu sorarım: “Bugün öğrenme, öğrencilerimin iç dünyasında neyi dönüştürecek?” Çünkü öğrenme, sadece bilgi aktarmak değil; bireyin düşünme biçimini, dünyayı algılama şeklini ve hatta kendine dair farkındalığını değiştiren bir yolculuktur. İşte bu bağlamda, dil öğrenimi de bu dönüşümün en güçlü araçlarından biridir. Ancak bugün “Güğüm hangi dil?” sorusu üzerinden düşündüğümüzde, yalnızca dilin kökenini değil, öğrenmenin kendisini de yeniden yorumlama fırsatı buluyoruz. Güğüm: Kelimenin Yolculuğu ve Anlam Katmanları “Güğüm” Türkçe’de su ya da süt taşımaya yarayan, genellikle metalden yapılmış bir kap anlamına gelir. Bu kelimenin kökeni Türkçedir ve…
14 YorumGörevsizlik Kararını Kim Verir? Tarihsel, Akademik ve Hukuki Bir Değerlendirme Adaletin Sınırlarını Kim Çizer? Hukuk, insanlık tarihinin en eski güç mekanizmalarından biridir. Kurallar koymak, sınırları belirlemek ve yetki alanlarını tayin etmek; devletin varlığını sürdürebilmesinin temel unsurlarındandır. Görevsizlik kararı bu sınır çizme eyleminin somut biçimidir. Ancak asıl soru şudur: Bu kararı kim verir ve neye dayanarak verir? Tarihin erken dönemlerinden bu yana, yargı yetkisi her zaman bir iktidar göstergesi olmuştur. Orta Çağ Avrupa’sında kilise mahkemeleri ile krallık mahkemeleri arasındaki yetki savaşları, günümüzün “görevsizlik kararları”nın ilkel biçimlerini oluşturur. Osmanlı’da ise şer’i ve nizami mahkemeler arasındaki ayrım, farklı hukuk düzenlerinin bir arada var…
12 YorumBir hikâyem var size… Belki bir kâğıt kokusuyla, belki bir kelimenin bıraktığı izle başlayacak bu hikâye. “Cava kalemi” diyorlardı ona — ama o, sadece bir yazı aracı değildi. Kimi için sessiz bir itiraf, kimi için içsel bir yolculuğun başlangıcıydı. Cava Kalemi Ne Demek? Bir Kalemin Ardındaki Hikâye Soğuk bir kış akşamıydı. Esra, elinde eski bir defter ve yanında bir fincan kahveyle penceresinin önüne oturdu. Rüzgâr, camın kenarında bir şarkı söylüyordu sanki. O sırada masada duran kalemi fark etti — ahşap saplı, zarif bir uçla tamamlanmıştı. Üzerinde “Cava” yazıyordu. “Cava kalemi ne demek acaba?” diye mırıldandı. O sırada odanın diğer köşesinden…
6 YorumAile İçi Görgü Kuralları Nelerdir? Toplumsal Yapının Sessiz Dili Üzerine Bir İnceleme Bir Sosyoloğun Gözünden: Ailenin Küçük Evreni Toplumları anlamanın en etkili yolu, onların en küçük birimlerine — aileye — bakmaktır. Sosyolojik açıdan aile, yalnızca bir akrabalık bağı değil; aynı zamanda değerlerin, rollerin ve görgü kurallarının yeniden üretildiği bir mikro sistemdir. Bir araştırmacı olarak, farklı kültürlerde yaptığım gözlemler bana şunu öğretti: Aile içi görgü, toplumsal düzenin küçük bir yansımasıdır. Bir evdeki saygı dili, toplumun genel karakterini belirler; yemek masasındaki sessizlik bile bir kültürel kod taşır. Bu nedenle “Aile içi görgü kuralları nelerdir?” sorusu, aslında bir toplumun değer sistemini çözümlemeye giden…
6 Yorum11 Şubat Ne Kandili? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Maneviyat Yolculuğu “Kandiller sadece dini günler değil, toplumların hafızasında yer etmiş kültürel işaretlerdir.” Bazı tarihler vardır ki takvimde küçük bir yer kaplasalar da kalplerde büyük anlamlar taşırlar. 11 Şubat da işte bu tarihlerden biridir. Türkiye’de ve İslam dünyasında “kandil” denildiğinde akla gelen şey sadece bir ibadet gecesi değil; geçmişle bağ kurma, ruhu yenileme ve toplumsal hafızayı tazeleme fırsatıdır. Peki, 11 Şubat ne kandili? Bu sorunun cevabını yalnızca dini bir açıklama ile sınırlamak yetersiz olur. Çünkü kandiller, sadece cami minarelerini değil, toplumların değerlerini ve kültürel kimliklerini de aydınlatır. 11 Şubat: Miraç Kandili’nin…
8 YorumGölbaşı’nda Neler Var? Toplumsal Yapının Sessiz Aynası Bir sosyolog olarak Gölbaşı’nın sokaklarında yürürken ilk fark edilen şey, bu ilçenin yalnızca bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin canlı bir laboratuvarı olduğudur. Ankara’nın kalabalığından birkaç kilometre uzaklaştığınızda, burada gündelik hayatın ritmi daha yavaş ama anlam katmanları daha derindir. İnsanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler, yalnızca bireysel tercihlerin değil, kuşaktan kuşağa aktarılan toplumsal normların da izlerini taşır. Toplumsal Normların Sessiz Düzeni Gölbaşı’nda normlar, görünmez bir ağ gibi bireylerin davranışlarını şekillendirir. Sabah erkenden açılan dükkânlar, camiden yükselen ses, mahalle aralarında oynayan çocukların bağrışları… Tüm bu gündelik pratikler, toplumsal düzenin…
12 YorumHanbeli Mezhebine Göre Abdest Nasıl Alınır? Bir Hikâyenin İçinde Temizlenmek Sabahın ilk ışıklarıyla uyanmıştı Zeyd. Medine’nin tozlu yolları hâlâ gece serinliğini koruyordu. Ezan sesleri uzaklardan yankılanırken kalbinde bir huzursuzluk vardı; dün akşamdan beri aklını kurcalayan bir mesele… Hanbeli mezhebine göre abdesti doğru alıp almadığından emin değildi. O sırada kız kardeşi Leyla, elinde su testisiyle avluda göründü. Onların arasında her zaman ince bir denge olurdu: Zeyd aklıyla, Leyla ise kalbiyle düşünürdü. Bu sabah, o denge onları hem bilgiye hem de huzura taşıyacaktı. — Zeyd’in Sorusu: “Temizlik mi, niyet mi önce gelir?” Zeyd testiden suyu aldı, avuçlarına döktü, sonra bir an durdu.…
10 Yorum