Adalet Bakan Yardımcısı Kim? Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Üzerine Bir Sosyolojik İnceleme Bir Araştırmacının Bakış Açısı: Toplumsal Yapıları Anlamak Sosyolojiye olan ilgim, toplumsal yapıların ve bireylerin birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamaya yönelik bir arayıştır. İnsanlar, yalnızca kendi düşüncelerinin ve eylemlerinin değil, aynı zamanda toplumdaki normların, değerlerin ve güç ilişkilerinin etkisiyle de şekillenirler. Bu yazıda, “Adalet Bakan Yardımcısı Kim?” sorusunu sormak, sadece bir kişinin kimliğini öğrenmekten çok, toplumdaki güç yapılarını, cinsiyet rollerini ve toplumsal normları sorgulamak anlamına gelir. Çünkü bir kişi, bir pozisyonu, o toplumu ve onun dinamiklerini yansıtan bir temsildir. Toplumsal yapılar, bireylerin kimliklerini nasıl biçimlendirir? Toplumsal normlar, her…
12 YorumYaratıcılık Durağı Yazılar
Kansızlık, sadece bir kan testi sonucu ya da vitamin eksikliği değil; toplumun en derin, en görünmez yaralarından biridir. Bazen sessizce ilerler, bazen hayatı yavaş yavaş elimizden alır. Fakat çoğu zaman, özellikle de toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyal eşitsizliklerin gölgesinde, “normal” zannedilerek görmezden gelinir. Bu yazıda, kansızlığın tedavi edilmemesi durumunda neler olabileceğini, yalnızca biyolojik sonuçlarıyla değil; toplum, cinsiyet ve adalet bağlamında birlikte düşünmeye davet ediyorum. Kansızlık Tedavi Edilmezse Ne Olur? Kansızlık (anemi) tedavi edilmediğinde, vücudun temel oksijen taşıma kapasitesi azalır ve bu da hayati organlara kadar uzanan zincirleme sorunlara yol açar. Yorgunluk, çabuk yorulma, zihinsel bulanıklık gibi hafif belirtiler zamanla ciddi…
8 YorumWhatsApp’ta Sürekli Çevrimiçi Görünmek Neden Olur? Tarihten Dijital Çağa Bir İz Sürme Bir tarihçi olarak geçmişi anlamak, bugünü çözmenin en güvenilir yollarından biridir. İnsanlık tarihine baktığımızda, her dönemin kendi iletişim araçları ve bu araçların doğurduğu sosyal dinamikleri vardır. Ateş başında anlatılan hikâyelerden mektup dönemine, telgraftan telefona kadar uzanan bu süreçte, her iletişim biçimi bireyler arası ilişkileri ve toplumsal dengeyi yeniden şekillendirdi. Günümüzde ise bu dönüşümün en görünür hali, parmaklarımızın ucundaki küçük bir göstergede yatıyor: “çevrimiçi” ibaresinde. Tarihsel Arka Plan: Sürekli Bağlantı Fikrinin Doğuşu Geçmişte iletişim, mevsimler gibi ritmikti; mektup haftalar, telgraf günler, telefon saatler içinde ulaşırdı. Modern çağda ise hız…
16 YorumTasavvufta Gül Ne Anlama Gelir? Ekonomi Perspektifinden Bir Yorum Bir Ekonomistin Gözünden: Seçimler, Kıt Kaynaklar ve Manevi Sermaye Ekonomi, çoğu zaman rakamlarla, arz-talep eğrileriyle ve büyüme oranlarıyla anılır. Fakat aslında ekonomi, insanın en temel sorusuna yanıt arar: “Sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında nasıl bir denge kurabiliriz?” Bu denge arayışı yalnızca maddi düzlemde değil, manevi dünyada da geçerlidir. Bir ekonomist için kaynaklar azaldıkça tercihlerin önemi artar; bir sufi için ise kalpteki “saf niyet” azaldıkça anlamın değeri çoğalır. İşte tam bu noktada, tasavvuftaki gül sembolü, ekonominin görünmeyen ama derin bir boyutuyla kesişir: manevi değerlerin ekonomik davranış üzerindeki etkisi. Tasavvufta Gülün Anlamı: İlahi…
12 YorumKamulaştırma Şartları Nelerdir? Bilimin Işığında, Herkesin Anlayacağı Dille Bir gün sabah uyanıp da evinizin önünde “Kamulaştırma alanıdır” tabelası görseniz ne hissederdiniz? Büyük ihtimalle şaşırır, hatta biraz da endişelenirsiniz. Ama aslında bu tabelanın arkasında oldukça sistemli, bilimsel temellere dayanan ve hukuki açıdan titizlikle düzenlenmiş bir süreç vardır. “Kamulaştırma” kulağa sert gelse de, arkasında toplum yararı, planlama bilimi ve anayasal ilkeler yatar. Gelin birlikte bu karmaşık gibi görünen konuyu sadeleştirip herkesin anlayabileceği şekilde inceleyelim. — Kamulaştırma Nedir? Bilimsel ve Hukuki Tanım Kamulaştırma, devletin veya kamu tüzel kişiliklerinin, kamu yararı amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları bedelini ödeyerek zorunlu olarak satın alması işlemidir.…
8 YorumSarı Çizmeli Mehmet Ağa’nın Mezarı Nerede? Efsanenin İzinde Tarihsel ve Düşünsel Bir Yolculuk Merakın Eşiğinde: Bir Psikoloğun Girişi İnsan zihni bir adrese, bir mezar taşına tutunmayı sever; belirsizlik zorlar. “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’nın mezarı nerede?” sorusu ilk bakışta coğrafi bir koordinat arayışı gibi görünür; oysa bu soru, toplumsal hafızanın nasıl kurulduğunu, bir efsanenin gerçeklikle nerede kesiştiğini ve bizim güven, adalet, cömertlik gibi değerlerimizi kime ve nasıl atfettiğimizi anlamaya dönük bir merakın ürünüdür. Bellek, kanıt talep eder; efsane ise anlam talep eder. Tarihsel Arka Plan: Efsaneden Kişiye, Kişiden Mekâna Popüler kültürde Barış Manço’nun şarkısıyla ölümsüzleşen Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, gazetelere ve…
2 YorumKameri Aylar Nasıl Hesaplanır? Bilim, Gözlem ve İnanç Arasında Bir Yolculuk Gökyüzüne bakmayı seven biri olarak, her ayın başını ve sonunu belirleyen o ince hilali görmek beni her defasında büyüler. Ancak bu basit gibi görünen gözlem, aslında yüzyıllardır hem bilim insanlarını hem de dini otoriteleri meşgul eden bir sorunun da merkezinde yer alıyor: Kameri aylar nasıl hesaplanır? Bu soruya verilecek cevap, yalnızca matematiksel bir formül değil, aynı zamanda insanın doğayla, zamanla ve inançla kurduğu bağın da bir yansımasıdır. Kameri Ay Nedir ve Nasıl İşler? Kameri ay, yani Ay takvimi, Ay’ın Dünya etrafında dönme sürecine göre oluşturulan bir zaman sistemidir. Bir…
2 YorumKelimelerin Zarından Sızan Hayat: Hücre Zarı Üzerine Edebi Bir Düşünce Bir edebiyatçının gözünde her kelime bir hücredir; her hücre, yaşamın anlamını taşır. Kelimeler, dünyayı inşa eden en küçük ama en güçlü yapı taşlarıdır. Bir cümlenin anlamı, tıpkı bir hücrenin varlığı gibi, zarın iki tarafı arasında kurulan hassas bir dengede doğar. Hücre zarı da tıpkı metinler gibi seçicidir; her şeyi içeri almaz, bazılarını reddeder, bazılarını dönüştürür. Bu yüzden şu soruyu sorabiliriz: Hücre zarı tam geçirgen mi? Belki de bu sorunun cevabı yalnızca biyolojide değil, edebiyatın dokusunda gizlidir. Bir Edebiyatçının Gözünden Sınırlar ve Geçirgenlik Edebiyat, sınırları aşmanın sanatıdır. Her hikâye bir zar…
12 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Güğüm Hangi Dil? Bir eğitimci olarak her dersin başında kendime şu soruyu sorarım: “Bugün öğrenme, öğrencilerimin iç dünyasında neyi dönüştürecek?” Çünkü öğrenme, sadece bilgi aktarmak değil; bireyin düşünme biçimini, dünyayı algılama şeklini ve hatta kendine dair farkındalığını değiştiren bir yolculuktur. İşte bu bağlamda, dil öğrenimi de bu dönüşümün en güçlü araçlarından biridir. Ancak bugün “Güğüm hangi dil?” sorusu üzerinden düşündüğümüzde, yalnızca dilin kökenini değil, öğrenmenin kendisini de yeniden yorumlama fırsatı buluyoruz. Güğüm: Kelimenin Yolculuğu ve Anlam Katmanları “Güğüm” Türkçe’de su ya da süt taşımaya yarayan, genellikle metalden yapılmış bir kap anlamına gelir. Bu kelimenin kökeni Türkçedir ve…
16 YorumDolma Taşı Nasıl Yağlanır? – Mutfak Ritüellerinin En Komik ve En Önemli Aşaması Sevgili mutfak filozofları ve dolma severler! Bugün konuşacağımız konu öyle sıradan değil; mutfak dünyasının en sessiz kahramanlarından biriyle tanışacağız: dolma taşı. Evet, yanlış duymadınız. O minicik taş, dolmaların üzerindeki sessiz koruyucu melek. Ama gelin görün ki, “Dolma taşı nasıl yağlanır?” sorusu, işin göründüğünden çok daha felsefi, stratejik ve hatta romantik bir mesele. Dolma Taşı: Küçük Ama Kudretli Dolma taşı, annelerimizin mutfakta yıllardır sürdürdüğü o kadim geleneğin gizli kahramanıdır. Onun görevi basittir: Dolmaların pişerken dans etmesini engellemek, düzeni sağlamak ve sofraya çıktığında “Ben buradayım” demesini garantilemektir. Ama işte…
10 Yorum